27 Ağustos 2009 Perşembe

Corporate My Ass..!

Özellikle kriz dönemlerinde,özel sektörün öncelikli cost-killing uygulaması adam çıkartma oluyor.Bunu yaparken de çoğu şirketin,uzun zamandır çalışan,yüksek maaş alan personeli listenin başlarına koymayı götü yemiyor.
Yüksek tazminatlar ve kafası çalışan elemanın hakkını yasal platformda araması ihtimali korkutuyor patronları.O sebepledir ki,hep alt kademe,düşük maaşlı personeli çıkarmayı tercih ediyorlar.Ülkede gözüken reel işsizlik bile yalan.Çünkü özel sektörü de içinde barındıran yapay bir istihdam sözkonusu.
2.500 TL maaşlı bir adamın yapabileceği işi 800 TL maaş vererek,kıyasla daha vasıfsız 3 kişiye dağıtıyor işveren.Böylece "
Benim şirketimden 400 kişi ekmek yiyor " gibi suni bir böbürlenme yaşıyorlar.

Peki kriz kapıyı çalıp,cirolar,kazançlar düşünce ne yapıyor aynı adamlar.Tek kalemde üstünü çizip kapının önüne koyuyor bu 3 kişiyi.Geri kalan personelin mesaisini uzatıyor,sırtına yeni sorumluluklar yüklüyor ve başlıyor vasıflı işgücünü sömürmeye.Canına tak eden beyaz yakalı da karartıyor gözünü,basıyor istifayı.Bu sefer giden adamın maaşının yarısını pay ediyor iki düşük vasıflıya ve patronun karşısına çıkıyor personel müdürü:
"
Geçen çeyrekten bu yana personel maliyetlerimizi 40% düşürdük efemmm ".
Sırta bir sıvaz,bir "
aferin Nizamettin Bey ",oldu da bitti maşallah.Kadro düştü 350 kişiye.Ama lansman "Kriz zamanında bile en az sayıda eleman çıkartarak deal etmeyi başardık " şeklinde.

Bunun en büyük sorumlusu ise,piyasayı düşüren kanaatkar orta vasıflı ve vasıfsız işgücü.Sen elinde pırıl pırıl,yaldızlı cv,bekliyorsun kapıda.Karşında oturan adam belli ki asgari ücretle küçük bir yerde çalışıyor.Sen giriyorsun içeri diyorsun "3.000 liranın altına çalışamam,belirli bir hayat standardım var,altına inemem ve zaten qualification larım da bu paranın altında bir paraya çalışmamak için oldukça yeterli ". Arkandan giren adam 1.000 liradan açıyor kapıyı.Tamam işi senin gibi yapamayabilir ve muhtemelen yapamayacaktır da.Ama o adam,sesini çıkarmadan mesaiye de kalır,canı sıkılan patronun getir götürüne de bakar,sinirli anlarında fırçasını yiyip sineye de çeker.Gerekirse eve gitmez.Yol parası verme, 500T 'ye biner gelir,yemek parası verme,evden sefertası getirir.Bir şekilde kanaat eder yani.

Durum böyle olunca,işveren beyaz yakadan kaçar,o adama yönelir.Sivri,ne istediğini bilen,idealist ve hakkını arayan,haklı olduğu konuda sonuna kadar yürüyen adamdan hoşlanmaz.Tabi her patron için geçerli değildir bu ama,istisnalar kaideyi bozmaz.

Sonuç olarak,sen ben gibi adamları bir korku kaplar görüşmeden 2 gün sonra hala aranmadığını görünce."Acaba çok mu istedim,yanlış birşey mi söyledim? " diye.
Hiç alakası yok.
Benim hizmetime ihtiyaç duyan bir işveren varsa,bana hakkımı vermek zorunda.Ben hakkımı istemez,onun peşinden koşmazsam,kimse bana "
Sen kalifiye adamsın,sana şöyle iyi para veriyorum,sosyal imkanın gırla,al altına araba,bu da primin " demez.Demezse de demesin.Gitsin doldursun şirketi 300-500 liraya mallarla.
Ben de öyle istihdamın da,şirketin de,patronun da içine sıçayım sevgili okur çok afedersin.

1 yorum:

Müge dedi ki...

Aboovv! Duruma çok sinirlenilmiş, sonda çoşulmuş. Fakat hele de iş aradığım şu günlerde size son derece hak veriyorum Puffy Bey'ciğim.