15 Mart 2010 Pazartesi

Hir Yu Ar Mistır Pirezidınt..!

İnanılmaz zoruma gidiyor.Bu ülkenin başbakanı,cumhurbaşkanı İngilizce konuşamıyor.Elalemin adamıihangi ülkeyi ziyaret ettiyse,oranın dilini,ince esprilerini çat pat mırıldanıyor.Bizimkiler nereye gitse,kulaklıkla takip ediyor her konuşanı.Doğal olarak,diğerleri de seni kulaklıktan takip ediyor.Her dinleyici aynı monoton ses tonu ve simultanenin duygulardan uzak tekdüze anlatımıyla kavramaya çalışıyor söylenileni.Sonuçta kim bilir kaç tanesi kulaklığın sesini kısıp,hayallere dalıyor yada ülkesindeki garsoniyerinde bırakıp geldiği metresini düşünüyor.

Hiç değilse adamın önüne şöyle bir metin koysunlar yada promptera yüklesinler,oradan okusun.Hiç değilse biliyor sansınlar.Basın konferanslarında da soruları ya önceden dağıtırlar gazetecilere,hazırlıklı oluruz yada soru almazlar,şekilleri olur.İlk demeci de benden gelsin paşalının.

"Hello hanırıbıl kaunsil membırs.Ay saluyt yu vit oool may sinsiyeriti.Vans upon a taym,vaayıl ay vaz viziting e fasiliti for its opıning seremoni,a vörkır keym tu mi end seyd,

-Wi ar hungıri mistır pirezidınt,ay broooğt may madır vit mi.Şi is sik,ay em anemplooyd.Ay kent teyk hör tu dı hospitıl.Yu end yor polisiis meyd as puur.

"Sooo,vat did ay sey tu dis sitizın?Ay ask yu may firendz,vat did ay seyyyy?...
Ay sed,teyk yor madır vit yu end go....Yaaa may firendz."

6 yorum:

BiPass dedi ki...

Müsadenle sadece simultane tercümeye dair yaptığın (bence) bu işi basite indirgeyen ve genelleyici yorum hakkında birşeyler söylemek istiyorum - her ne kadar bu yazıda verdiğin mesajla alakasız da olsa, madem sen genelleme yapmışsın; ben de mesleğimden dolayı algıda seçicilik yapacağım :)

Simultane çeviri, en zor çeviri türü olarak nitelendirilir ve çok az çevirmen bu işi yapabilir. Genel kanının aksine, bir yabancı dili çok iyi konuşabilmek kesinlikle simultane çeviri yapmak için yeterli değildir; bu iş için yabancı dil hakimiyetinin yanı sıra yüksek konsantrasyon, hızlı düşünebilme, aynı anda beynin çeşitli kısımlarını çalıştırabilme gibi beceriler gerekir. Bu yüzden bu işi "duygulardan uzak tekdüze bir anlatım" olarak tanımlamak, tercüme yapılırken yaşanan son derece yorucu ve karmaşık süreci küçümsemek gibi geliyor bana. Şüphesiz her meslekte olduğu gibi bu meslekte de işini hakkıyla yapanların yanı sıra özensiz yapanlar da vardır; yine de ben bunun en azından Türkçe-İngilizce tercümanlar arasında böyle bir genellemeyi haklı çıkaracak kadar yaygın olduğunu düşünmüyorum. Son olarak da simultane tercüme ülkemizde nispeten yeni bir iş alanı olduğundan dolayı içeriği ve detayları çok iyi bilinmiyor; bu yüzden hep yeterince anlaşılamamaktan muzdarip olan biz simultane tercümanlar alıngan bir yapıya sahibiz; bu yorumu yapma gereği hissetmemin nedeni de budur :)

Müge dedi ki...

Valla ben kendi adıma yukarıdaki yoruma sonuna kadar katılıyorum. Simultane tercüme fikri tüylerimi diken diker eder benim; kesinlikle her babayiğidin harcı bir iş değil diye düşünüyorum.
Her zaman da simultane tercüme yapan birisiyle konuşup, kendisini sorulara boğmak istemişimdir yaptığı bu meşakatli iş hakkında.

Puffy dedi ki...

Açıkçası simultane tercümeyi basite indirgemek yada küçümsemek değildi amacım.Ki zaten sen de ilk paragrafta yazının ana fikrinin bu olmadığını ifade etmişsin.

Simultane tercümenin çok zor ve meşakkatli bir iş olduğuna katılıyorum,ama sen de duygudan uzak ve tekdüze olduğu konusunda bana hak vermelisin bence.Zaten simultane tercüme duygu aktarımı için değil,anlatılanı tam anlamıyla ve eksiksiz şekilde,en uygun kelimelerle anlatma işidir sonuçta.

Fakat benim esas söylemek istediğim şey de şuydu.
Bir ülke lideri,birçok yabancı devlet adamının önünde bir konuşma yapıyor.Ki bu adam kendini,ülkesini,ilkesini,amacını, aracını vs. birilerine anlatma,benimsetme derdinde.
Bu noktada mimikler,ses tonundaki up&down'lar,ne bileyim vurgular, simultane tercüme aracılığı ile aktarılamıyor.Bunun suçlusu tabi ki de tercüman değil,kendini geliştirme gereği duymayan hatiptir.

Ben satınalmacıyım.Pazarlık yaparak ve insanları çenemle yorarak,yerine göre yıldırarak kazanıyorum hayatımı.Karşımdaki İngiliz babycorn üreticisi firmanın genel müdürünü,onun dilini kullanarak mı daha kolay ikna eder ve istediğimi alırım,yoksa,bir tercümanın arada yapacağı bir simultane tercümeyle mi?

Anlatabildim mi?

Esas üstüne alınması gerekenler hala konseylerde,seminerlerde yabancılara hitap ederken Arapça kökenli sözler kullanmakta ısrar eder iken,istemeden senin alınmana sebep olduysam da kusura bakma :))

Puffy dedi ki...

Müge ve BiPass;
Meşakkat kelimesi benim de lügatımda bulunan bir kelime olmakla birlikte,kesinlikle Müge'nin yorumundan alıntı değildir.

Not:Meşakkat Arapça kökenli bir kelimedir,fakat bizlerin kullanmasında bir sakınca yoktur :)

BiPass dedi ki...

@Müge; mesleğimin zorluğunu takdir ettiğin için teşekkürler, her zaman hazırım sorularını yanıtlamaya :)

@Puffy; rica ederim, kusur yok :)Tamamdır şimdi anladım seni. Tercüme ne kadar iyi olursa olsun, aslı her zaman için tercümesinden iyidir, buna katılmamak mümkün değil. Yorumumu dikkate alarak yaptığın açıklama için teşekkürler..

Puffy dedi ki...

Rica ederim :))