26 Nisan 2009 Pazar

Kediyle Aşık Atarsan Böyle Olur..!

Bizim binanın içinde,daire kapılarının olduğu bölümlerde motion sensor'lü ışıklar var.Tasarruf amacıyla bunları taktırmışlar ki,ışığın süresi uzundu,kısaydı diye binbir kavga dövüş yaşanmıştır vakti zamanında.

Geçen akşam iş dönüşü merdivenleri çıkarken,komşunun kapısında bekleyen kara kedi beni görünce hızlı bir şekilde koşmaya başladı.Baktım sensor kara kedinin hareketini algılayamadı ve yanmadı.Ben de deneme amaçlı,sensor'ün altından çok ama çok çok yavaş geçmeyi denedim,bakalım aldatabilecek miyim diye.Olmadı tabi ki.Çat diye yandı.Ya gerektiği kadar yavaş değildim yada üstümdeki renkler kedinin tüylerinin ona sağladığı doğal kamuflaj kadar etkili değildi.

Ama pes etmeye niyetim yoktu.

Geçen gece,baştan aşağı çektim siyahları ve gecenin 3'ünde attım kendimi binanın içine.İşim gücüm yok,uyku da tutmamış nelerle uğraşıyorum.Amacım giriş katına kadar sensor'lere yakalanmadan inebilmek.(tabi bu salak oyunda son zamanlarda ps3'te oynadığım metal gear solid 4'ünde etkisi var sanırım)

Daha ilk sensor'de yakalandım.Ama hiç sinirimi bozmadan aynı azim ve daha da yavaşlatılmış hareketlerle alt kattaki bir sonraki sensor'e doğru ilerlemeye başladım.

Bu sefer başaracaktım sanki,sensor'un tam altına kadar unnoticed geldim.Bu sırada kapısının önünde durduğum dul teyzenin (ki beni tanır ve sever,ne zaman rastlasa halimi hatırımı sorar,her sene kocasının ölüm yıldönümünde helva kavurup kapı kapı servis yapar) kapısından anahtar tıkırtıları gelmeye başladı.Herhalde kapıyı kitliyor yatacak derken,şak diye teyze elinde çöp torbasıyla kapıda belirdi.

Işığın yanmasıyla,kadının "Hiiiaaaaahhh..!" tadında bir sesle kendini geriye doğru atması bir oldu."Münevver teyze benim puffy,korkma korkma.."nafile.Kadının aklı başından gitti.Onun yerine koydum kendimi,ben bu yaşımda erkek halimle korkardım herhalde.

Meraklıdır da Münevver teyze."Dur su içip gelicem,allah canını almasın,kalbime inecekti,bekle gitme bir yere" dedi ve gerçekten de suyunu içip geri geldi.

"Evladım deli misin,divane misin,napıyorsun gecenin köründe binanın içinde hırsız gibi?"

Şimdi anlatsan bir türlü,anlatmasan bir türlü.Aniden aklıma gelen senaryoyu yazdım,yönettim ,oynadım.Hem münevver teyzenin içini rahatlattım,hem de bundan sonra binada sorumluluk sahibi,cesur bir adam olarak anılmamı sağlayacak repliğimi söyledim.

"Bahçede arabaların arasında gezinen bir adam gördüm,hırsız olabileceğinden şüphelendim.Ben de karaları giyindim sinsi sinsi onu enselemeye gidiyorum Münevver teyze" dedim.
Tabi ardından yaklaşık yarım saat,Münevver teyze camda,ben bahçede mal gibi gezinip sözde hırsız aramakla geçti.

3 yorum:

cebimdekimatara dedi ki...

bizim çatıya yuva yapan kedi ailesinde de benzer bir olay gözlemledim anne fotoselleri çalıştırabiliyor ama yavrularda tık yok. sonuç olarak gecenin üçünde kapımın önünde ciyak ciyak bağıran yavru kedilere çatıya kadar eskortluk ediyorum. bu arada çatının müdavimleri olan güvercinlerde tırsarak apartman boşluğuna yuvalandı ara ara uçmayı öğrenmeye çalışan jünyorlar eve girmeye başladı

Müge dedi ki...

Hayran oldum bu yaştaki uğraşınıza.

Puffy dedi ki...

Yakında siz değerli okuyucularımın binalarındaki sensor'lerde denemeler yapmaya başlayacağım.İlerletip uzmanlaşmak istiyorum bu konuda :)

Bir de şimdi hatırladım,Münevver teyzenin kocasının öldüğü haberini aynen şöyle almıştım:

Kaç sene önce birgün eve geldim ve Münevver teyze ile annemi salonda çay,kahve içip gargar sohbet ederken buldum.Masanın üzerinde bir tabak helva vardı.Anneme aynen şöyle dedim:

-"Gördün mü anne,irmik helvası yapmak için birinin ölmesini beklemek gerekmiyormuş."

-"E oğlum,bu Mustafa amcanın helvası,eşini kaybetti ya Münevver teyzen"

-"Heee,hmmm,kem küm...Başınız sağolsun Münevver teyze"

-"Sağol yavrum,dostlar sağolsun,hadi bak sıcak sıcak ye."

Ama sonradan düşündüm,ulan adam ölmüş,daha helvası soğumamış,bunlar gargar geyikte,makarada nasıl olcak?

Meğer o helva Mustafa amcanın 2.ölüm yıldönümü helvasıymış.
Binada adam ölüyor,benim 2 sene sonra haberim oluyor.