19 Şubat 2009 Perşembe

Rıfat Ilgaz - Aziz Nesin karışımı bir hikaye..!

Oldum olası,eğlenceli yada aksiyonlu olaylar,hep benim olmadığım zamanlarda gerçekleşir.Bir kere olsun ben de o olayın bir parçası olayım yaa.Başrolde gözüm yok,figüranlık da yaparım.Bakın olay aynen şöyle:

Kuzenim ve kocası(enişte bir nevi) yan dairede oturuyor.Kuzenim sabah işe gitmiş,eniştem hala evde.Çıkmaya yakın binada bir gaz kokusu alıyor ve babamı arıyor.Babam o sırada bankaya gitmek için evden çıkmış,Bağlarbaşı'na doğru yol almakta.Durumdan endişe eden peder bey yoldan geri dönüyor.Enişte çoooktan yolunu almış,patlarsa ölmeyeyim diye.

Peder bey,olay yerine intikal ediyor ve merdivenleri çıkmaya başlıyor.O sırada 2.kattan kapıya çıkan bir kadına,binada gaz kaçağı varmış diyor.Kadın'ın sorusu "İgdaş'tan mı geliyorsunuz?".
Fellik fellik kapıcı aranmaya başlıyor ama adam sırra kadem.Kapıcının,evde 2,5 yaşındaki oğluna bakıyor olması gerekirken,çocuk evde yalnız.Eş zamanlı olarak,kapıcının karısı da bizim evde cam silmekte.Adam bulunamayınca,karısı işkillenip eve gidiyor ve yalnız başına oyun oynamakta olan çocuğunu alıp bizim eve geri dönüyor.Annem,yadırganan mekanda huysuzlanan çocuğu oyalamak için binbir maymunluk yaparken,kadın da yer silmeye girişiyor.

Bu arada,kayıp kapıcı,yine 2.kat sakinlerinden olan bilmem ne teyzenin kapısında beliriveriyor.Bu teyzem 50'li yaşlarının sonunda dul bir emekli öğretmen.Sonradan öğrendiğim üzere,kapıcı kardeşimizi arasıra kahve içmeye çağırır,ona fal bakarmış.O gün de adam sırra kadem değil,dulla muhabbetteymiş.

Gaz kaçağı endişesi ve kokusu ayyuka çıkmak üzereyken,ablalardan biri de şöyle bir replikle olaya dahil oluyor:"Soğan da kokuyor zaten,kesin gaz kaçağı bu.Doğalgaz kokusuz olduğu için,insanlar herhangi bir kaçağı farketsin diye içine soğan aroması katıyorlarmış".Aman yarabbi.Kadındaki yaratıcılığa bakar mısın?

Üst kattan kapıya çıkan bir başka teyzem ise "Ay kusura bakmayın,temizlik yaparken çamaşır suyunu fazla kaçırmışım o kokuyor" diyerek son noktayı koymuş.Ahali yavaş yavaş dağılırken gözlerden kaçmayan detay da tam bir dumur.Kapıcı ve dul öğretmen teyzem kapıyı içerden çekip kaldıkları yerden devam etmek üzere gözden kaybolmuş.

Yaklaşık yarım saat sonra bizim evin telefonu çalar.Annem açar.Arayan kapıcı.Soluk soluğa ve endişeli bir sesle:

- "Abla Fadime'yi(karısı) verir misin?"

-"Ne oldu oğlum,niye nefes nefesesin.Ne bu telaş?Birşey mi oldu?"

-"Abla çocuk yok!!!"

1 yorum:

Müge dedi ki...

Cidden Rıfat Ilgaz'ın Sosyal Kadınlar Partisi kitabından bir öykü gibi olmuş. :)
Senin baştaki serzenişine de ayrıca bayıldım; "Ben niye hiç göremiyorum, ben, ben, ben?"