BB'nin yazılımını güncelledim.Bu tip işler ne kadar kolay olsa da bir şekilde terslik gelir beni bulur.Bangır bangır yazıyor orada "Güncelleme işlemi yapılırken,bağlantıyı yada elektrik kaynağını kesmeyin" diye.Elektrik kesildi.Hem de bahçede ne bok yediğini kestiremediğim iş makinasının vurduğu kepçe darbesinin elektrik kablosunu koparması sonucu.
Allahtan 3 saat içinde yaptılar da geceyi karanlıkta geçirmek zorunda kalmayacağım.
Esas konu;
Güncelleme bittikten ve telefon yeniden açıldıktan sonra,Nokia'nın ilk modellerinden kalma bir sorun geçmiş çağlardan fırlayıp elime kondu.Türkçe karakterlerin mesaj kotasından ikişer ikişer düşmesi.Onu dene,bunu dene olmuyor.
Aradım Turkcell müşteri hizmetlerini.Daha önce de teknik destek için aramıştım,hemencecik çözmüşlerdi başka bir sorunumu.
Kayıt: "Ortalama bekleme süreniz 5 dakikanın üzerindedir".
Yedik bi bok bekleyeceğiz.Ama her 30 saniyede bir aynı mesaj,bir türlü 5 dakikalık psikolojik sınırın altına inemiyorum.Sıkıldım kapattım.
Sonra bir daha aradım.
Kayıt: "Son 24 saat içerisinde bizi ikinci sefer aradığınız için,müşteri temsilcinizle öncelikli olarak görüşebileceksiniz"
Hah dedim,sistemin açığını buldum.Önce ara,hemen kapat,sonra yeniden ara,öncelikli olarak seni alsınlar,diğer mallar beklesin.Misal,Garanti Bankası'nda Bonus kartla numara alanla,kartsız numara alan arasındaki gizli gerginlik.
Meğer esas mal benmişim.
Değişen tek şey,
Kayıt: "Birazdan size yardımcı olacağız,beklediğiniz için teşekkürler"
Koskoca Turkcell'in iki tane call center operatörü yoktur herhalde.Ya da aynı anda kaç tane gerizekalı arayıp dakikalarca esir alabilir operatörleri.Belli ki Turkcell'de bir sıkıntı var bu aralar.Telefonlar susmak bilmiyor şikayetçi yada sorun yaşayan abonelerden.Esaslı şirketlerin call center ında dakikalarca bekliyorsan eğer,orada bir sıkıntı vardır.En azından benim düşüncem hep budur.
10 ve 15 dakikalık iki bekleme süresinin sonunda sorunum çözüldü ama Kenan'ın şarkısını da ezberledim anasını satayım.Bir de takıldı dilime ki en fenası o.....daha daha derin,daha canlı,herkesin paylaştığı,bir hayat lazım....!
13 Nisan 2011 Çarşamba
9 Nisan 2011 Cumartesi
* Her gördüğü çekik gözlü için,Bruce Lee,Jackie Chan esprisi yapan adam,maldan daha maldır.
Kuyruklu Yalanlar:
* Dur dediğin zaman duracağım söz.
* Ben sadece sana sarılıp uyumak istiyorum.
* Bu zam oranı şirket ortalamasının oldukça üstünde.
* Yeniden...Çirkin kadına tahammülün yok!
* Herkes Champix kullanmaya başladı.Ama sigarayı bırakanını görmedim.Philip Morris mi sürdü acaba ilacı piyasaya.
* Her iyi şeyin içinden bir olumsuzluk bulup huzur kaçıran insanla,her boktan durumdan pozitif bir çıkarım yapmaya çalışan insana duyduğum nefret,eşit seviyededir.
* Alex Ferguson ve Arsene Wenger'le oturup rakı içsek,dipsiz futbol sohbetleri etsek keşke.
* Şehir Fırsatı'na yerel rakip çıkmış : Semt Fırsatı
* 118 küsür furyası ne pis şeymiş.
* İçinde kan taşının etkisini taşıyan bir çeşit extract barındıran,traştan sonra sürüldüğünde hem kanamayı durduran,hem de cildi yumuşatıcı ve nemlendirici etkisi olan bir ürün sürülsün piyasaya.
* Yeni bir vahiy gelsin.Her kula makul olmak kaydıyla bir dilek hakkı tanınsın.Hakkını hala "Dünya Barışı" ndan yana kullanan olursa,alnından öpülsün,mesih ilan edilsin.
Kuyruklu Yalanlar:
* Dur dediğin zaman duracağım söz.
* Ben sadece sana sarılıp uyumak istiyorum.
* Bu zam oranı şirket ortalamasının oldukça üstünde.
* Yeniden...Çirkin kadına tahammülün yok!
* Herkes Champix kullanmaya başladı.Ama sigarayı bırakanını görmedim.Philip Morris mi sürdü acaba ilacı piyasaya.
* Her iyi şeyin içinden bir olumsuzluk bulup huzur kaçıran insanla,her boktan durumdan pozitif bir çıkarım yapmaya çalışan insana duyduğum nefret,eşit seviyededir.
* Alex Ferguson ve Arsene Wenger'le oturup rakı içsek,dipsiz futbol sohbetleri etsek keşke.
* Şehir Fırsatı'na yerel rakip çıkmış : Semt Fırsatı
* 118 küsür furyası ne pis şeymiş.
* İçinde kan taşının etkisini taşıyan bir çeşit extract barındıran,traştan sonra sürüldüğünde hem kanamayı durduran,hem de cildi yumuşatıcı ve nemlendirici etkisi olan bir ürün sürülsün piyasaya.
* Yeni bir vahiy gelsin.Her kula makul olmak kaydıyla bir dilek hakkı tanınsın.Hakkını hala "Dünya Barışı" ndan yana kullanan olursa,alnından öpülsün,mesih ilan edilsin.
3 Nisan 2011 Pazar
Reklamın İyisi Kötüsü Olmaz..!
Normal şartlarda günde ortalama 60-70 hit alan blogum,31 Mart günü tam 714 hit almış.O tarihte yayınladığım bir postum da olmamasına rağmen bu kadar hit nereden geldi diye merak ederken,istatistikler sekmesinde sorumun cevabını buldum.O tarihte EkşiSözlük'te açılan "İmamım Ordusu" başlığına 655.sırada yapılmış olan entryde(sayfa 66) şu linke rastladım.
Bloguma verilen link ise şu posta yönleniyor.
EkşiSözlük'e de girdik diye sevineyim mi,üzüleyim mi bilemedim..!
Bloguma verilen link ise şu posta yönleniyor.
EkşiSözlük'e de girdik diye sevineyim mi,üzüleyim mi bilemedim..!
27 Mart 2011 Pazar
26 Mart 2011 Cumartesi
20 Mart 2011 Pazar
Naughty Office..!
İş ortamı,özellikle de kalabalık bir open office,birçok farklı insanı biraraya getiren ve aynı zamanda sosyalleşmeyi de körükleyen bir unsur.Gün içerisinde kadınların erkeklerle,erkeklerin de kadınlarla en çok zaman geçirdiği yerler bunlar.Çoğu insan eşini,çocuğunu,annesini,babasını gördüğünden çok birbirini görüyor.Durum böyle olunca,yer yer duygusal,yer yer de fiziksel anlamda etkileşimlerin ortaya çıkması kaçınılmaz.
Temel bir inanış,iş ortamında her türlü birlikteliğin gizli saklı yaşanması gerektiğidir.Fiziksel birliktelikler için bu inanışı geçerli kılacak birçok etken sayabiliriz,ama duygusal birliktelikler için aynı şeyi söylemek zor.
Mesela,öğlen saati kahveleri içip geyiğin dibine vururken,hemen karşı masada oturmuş ve farkında olmadan acayip bir frikik vermiş olan ofis kızlarından birine iç geçirip,yanındaki adama da bu sahneyi görsel olarak servis ederken,o adamın o kızla duygusal bir ilişki içinde olup olmadığını nasıl bileceksin.Üstelik bu adamlar senin yakın arkadaşın.Belki sen bu durumdan haberdar olmadığın için sana içten içe kızıp kinlenmeyecek,ama bence bu çok düşük bir ihtimal.
Kadınların düşündüğünün aksine,erkekler yattıkları kalktıklarından çok,etraftaki kalça,göğüs ve bacakları konuşurlar.
Madem böyle bir risk var,o zaman ofisteki hiçbir kadın hakkında bu tarz konuşmayacaksın kendi aranda ki,bu nahoş durum ortaya çıkmasın.Ama o da olmaz.Gün içerisinde aklından belki 100 kere seks geçen bir yaratık,bunlara bakmadan,arkadaşına göstermeden ve dile getirmeden rahat edemez.
Buradan ofis içerisinde duygusal ilişki yaşayan her erkeğe tavsiyem olsun.İş ortamında gizli saklı aşk ilişkileri çok ama çok tehlikelidir.Ama sadece bu sebepten dolayı.Gerisi hikaye.Kimse bir kadına yada erkeğe,yan masasında yada karşısında oturan insanla aşk yaşıyor diye kalkıp da tek bir laf edemez.
Temel bir inanış,iş ortamında her türlü birlikteliğin gizli saklı yaşanması gerektiğidir.Fiziksel birliktelikler için bu inanışı geçerli kılacak birçok etken sayabiliriz,ama duygusal birliktelikler için aynı şeyi söylemek zor.
Mesela,öğlen saati kahveleri içip geyiğin dibine vururken,hemen karşı masada oturmuş ve farkında olmadan acayip bir frikik vermiş olan ofis kızlarından birine iç geçirip,yanındaki adama da bu sahneyi görsel olarak servis ederken,o adamın o kızla duygusal bir ilişki içinde olup olmadığını nasıl bileceksin.Üstelik bu adamlar senin yakın arkadaşın.Belki sen bu durumdan haberdar olmadığın için sana içten içe kızıp kinlenmeyecek,ama bence bu çok düşük bir ihtimal.
Kadınların düşündüğünün aksine,erkekler yattıkları kalktıklarından çok,etraftaki kalça,göğüs ve bacakları konuşurlar.
Madem böyle bir risk var,o zaman ofisteki hiçbir kadın hakkında bu tarz konuşmayacaksın kendi aranda ki,bu nahoş durum ortaya çıkmasın.Ama o da olmaz.Gün içerisinde aklından belki 100 kere seks geçen bir yaratık,bunlara bakmadan,arkadaşına göstermeden ve dile getirmeden rahat edemez.
Buradan ofis içerisinde duygusal ilişki yaşayan her erkeğe tavsiyem olsun.İş ortamında gizli saklı aşk ilişkileri çok ama çok tehlikelidir.Ama sadece bu sebepten dolayı.Gerisi hikaye.Kimse bir kadına yada erkeğe,yan masasında yada karşısında oturan insanla aşk yaşıyor diye kalkıp da tek bir laf edemez.
6 Mart 2011 Pazar
- Adem yasak elmayı yediğinde boğazında kalmış da,ondan mı erkeklerin gırtlağındaki çıkıntıya "Adem Elması" deniyor?
- Dünyanın en geniş ve en güvenilmez iletişim ağı: "Kadın Çenesi".
- Taksi ve minibüs şöförünün aşırı ısrarı,korna ve selektörle tacizi,kararımı değiştirip,onun gittiği yere gitmemde yada taksiye binmeye karar vermemde ne kadar etkili olabilir ki?
- İzlerken uyuya kaldığım bir film de Oscar almasın be arkadaş.Üstelik filmin orijinal adı doğrudan çeviriye bu kadar yatkınken neden "Zoraki Kral"?Adamın kral olmakla bir zoru yok ki,sadece ulusa seslenişte sıkıntı var.
- Lig Tv yöneticilerine:3D maç yayınına falan başlayıp aklıma girmeyin,beni durduk yere masrafa sokmayın.O televizyonlar 3.000 TL'den başlıyor.Türkiye buna daha hazır değil.
- Facebook olmasa,kimsenin doğumgününü hatırlayıp da kutlayacağım yok.
- Oyunculuktan yönetmenliğe geçişte en başarılı adamdır bence Clint Eastwood.Bkz.Hereafter,Invictus,Changeling,Flags Of Our Fathers,Mystic River and many more.
26 Şubat 2011 Cumartesi
Sender Unknown..!
Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak,konuşulmamak,bakılmamak hatta!
Biraz korunmak,biraz şımarmak...
Birkaç çeşit yemek yapmak,İstiklal Caddesi'nde sıkı sıkı elini tutmak,belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek,bir yerlerde çay içmek,pazar sabahı kahvaltı etmek uzun uzun,sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var!
Neden mi?
Herkesin eli tutulmaz,herkesle film seyredilmez,herkesle çekirdek çitlenmez,herkesin kadını olunmaz da o yüzden!
İçinden gelmeli...
Hücrelerine kadar hissetmeli,dna'larına kadar bilmeli insan!
Düşünerek emin olunmaz,bir anda ya olunur ya olunmaz.
Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa,kafa da hiç karışmaz ya,olsun!
Oysa bazen tek bir söze yada bir bakışa yıkılır bütün duvarlar...
Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bir ara.
Sabahları uyandığımda "Günaydın sevgilim" mesajları görmek istiyorum.Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum.Özlemek istiyorum birini.Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum.Dayanamamak istiyorum.
Çalışırken,düşünmek istiyorum sonra onu.Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara.Gülümsediğim için daha çok çalışmak.
Birini sevmek istiyorum,hiç kimseyi sevmediğim gibi,biri sevsin istiyorum beni,hiç sevilmediğim gibi.
Biri o kadar çok sevsin ki beni,hatalarımı da sevsin istiyorum!
O kadar çok sevsin ki,hata yapmaktan ödüm kopsun.
Kıskansın istiyorum biri beni.Sorsun istiyorum "Neredesin?" diye."Hımm kim aradı bakayım" diye.Ben sormam ama,korkmasın.O sorsun!
"Biliyor musun ne oldu?" ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana.Mutlaka ipe sapa gelmez birşey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar.Ya bir yavru kedi macerası yada işte ona benzer birşeyler olmuştur.Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışım da hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya,dinlesin işte."Ya evet,çok mühim şeyler olmuş" falan desin bir de sonunda.
Şimde ben istesem İstiklal Caddesi'nde birinin elini tutup gezemem mi?İstesem benimle birlikte çekirdek çitleyip,aynı zamanda film seyretmeyi de başarabilecek birini bulamam mı arasam?
Şimdi ben yalnız olmak istemesem,yalnız olur ve bunları da yazıyor olur muydum?
Hiç sanmam!
Birinin elini tutmakla,birinin elini sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var.Ya tutarsın yada tutmazsın.Yada tutmuş gibi yaparsın.
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin.
Kimin elini tutacağını yani.
Deneyerek bulamazsın.
Sadece bilirsin.
Bilmek!
Açıklaması yok.
Ve ben elini sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal Caddesi'ne gitmeyeceğim.Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım.
Repliklerin bir anlamı yoksa,kimseyle film seyretmeyeceğim.
Zaten çekirdeği unutsun bile,asla olmaz!
Birinin kadını olmak istiyor canım,biraz korunmak,biraz şımarmak...
Şirketin posta odasında,onlarca fatura,fuar davetiyesi,firma tanıtım broşürleri,ürün numuneleri vs. vs. lerin arasında kaybolmuşken gördüm adımı zarfın üzerinde.Gönderen ile ilgili hiçbi bilgi yoktu.İçinden çıkan İstinye Park antetli kartpostalın arka yüzüne zımbalanmış olan printer çıktısında,noktasına,virgülüne kadar aynen bunlar yazıyordu.
Yalan konuşamam,hoşuma gitti birisine böyle birşey yaptırmış olmak.Kimden geldiğine dair biraz kafa yordum ama bulmak imkansız.Zaten bana karşı böyle şeyler hisseden bir kadın varsa,mümkünse bulmayayım onu.Onu da üzer,onun da hayallerini yıkarım muhtemelen daha önceleri istemeden de olsa çok fazla yaptığım gibi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)