12 Ağustos 2009 Çarşamba

Erkekler ve Saçma İnanışları‏..!

Erkek öyle garip bir canlı ki,beceremediği halde,ısrarla yalan söylemeyi tercih eder.Akla hayale gelmeyecek senaryolar yazarak,olayı ve yalanı o kadar komplike hale getirir ki,inandırıcılığını yitirir.Ve yine ısrarla,yalan ne kadar komplike olursa,işin içinden o kadar kolay sıyrılabileceğine inanır.Halbuki anlattığı yalanı bir kağıda yazıp kendi okusa, "siktir lan" deyip yırtar atar kağıdı.

Bir mekana gittin.Barda tek başına oturan,tadından hiç hoşlanmadığı halde Jack Daniel's içen adama bak.O gece bir hatunun kendisinden inanılmaz derecede etkilenip,tanışmaya geleceğinden ve ardından kadının dairesinde sabaha kadar deliler gibi sevişeceklerinden o kadar emindir ki,kimseye pas vermez,ciddiyetini bozmadan içkisini yudumlamaya devam eder.
Saatler ilerleyip gelen giden olmadığını gördüğünde ise,takınılabilecek en yılışık ve çaresiz tavırla,hamle sırasının kendinde olduğuna kanaat getirir.Gecenin sonunda Bambi ' den kaşarlı dürüm yiyen arkadaş,Taksim Meydan ' nından bindiği otobüsle,Yukarı Dudullu ' daki evinin yolunu tutar.

Erkekler evlenince,bir diğer deyişle,parmağına yüzük taktığı zaman kısmeti açılır,kadınları mıknatıs gibi çekermiş.Evli erkeğe karşı bir zaaf sözkonusuymuş.
Bu nasıl bir yalandır.
Bir kadın,sırf evlendi,parmağında yüzük var diye,bekarken yüzüne bakmadığı adamın koynuna mı girmeye niyetleniyor.Sırf bu inanış yüzünden parmağına yalandan yüzük takan adamlar gördüm.

Bugüne kadar denk geldiğim bir başka inanış da,asla sarhoş olmayan adamlardan gelmekte.Hiçbir erkek araba kullanamayacak kadar sarhoş olmaz.Arabayı bırakıp,taksiyle evine dönmeye niyetlenen bir adama dahi rastlamadım henüz.Nasıl bir mide,nasıl bir kafa varsa artık,hacmen 1 litreye yakın rakıyı absorbe etmektedir.
Genelde bu arkadaşlar ya polis çevirmesinde maymun olur,yada hatun kişinin yanında arabayı kenara çekmek suretiyle kusarak madara olurlar.

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Puffy Der Ki..!

Uğraşma yetemezsin,
Kadını memnun edemezsin,
Sen elinden geleni yap,
Gerisi Allah kerim.

Ağda,manikür,pedikür,
Kuaförü hiç bitmez,
Sen işim var deyince
Hayatta aman vermez.

Pamuk gibidir elleri,
Pek güzeldir sohbeti,
Sinirlenip kızınca,
Sanki asker darbesi.

Maç varsa yüzü gülmez,
Playstation'a hiç gelemez,
Eşref saati geldi mi,
Yengen tadından yenmez.

Puffy der ki ne yapsak,
Ortayolda buluşsak,
Kavga edip küsünce,
Make-up sex'le barışsak.

Copyright 2009 :)

Var Mı Ücretini Gönderemeyen,Para Üstünü Alamayan..?‏

Toplu taşıma araçlarını yoğun olarak kullandığım dönemlerde,aracı kullanan şahısla,ki gençler arasında "kaptan"yada"birader",bayanlar arasında ise "şöför bey"olarak bilinir,değişik bir bağ kurulduğunu hissederdim.Adamın araç içerisinde ve/veya trafikte yaptığı herşeyden,az da olsa o aracın içindeki yolcuların da sorumlu tutulabileceğini düşünürdüm.
Farketmeden yanından geçtiği bir yolcu,elini kolunu sallayarak aracın peşinden koşarken,bunu kaptana duyurmalı mıyım,yoksa araç daha da kalabalık bir hal almasın diye görmezden mi gelmeliyim bilemezdim.Çoğu zaman da ne yapacağıma karar veremeden,yolcu gözden kaybolurdu.
Bazen de arka koltukta oturan yaşlı teyzenin,"İnecek var"fısıltısını,kendi vurgumu katarak,bir nevi kulaktan kulağa oyunu gibi,ön tarafa aktarmakla aktarmamak arasında gider gelirdim.

Şöför,arka tarafa doğru ısrarla defalarca seslenip,"Ücretini gönderemeyen var mı?"diye sorduğunda,araçtan da aynı ısrarla ses çıkmıyorsa,işte o zaman tırsarım.Çünkü eğer şöför parayı verenin yüzüne bakmadıysa,ki nasıl baksın o kadar insanın suratına,ihalenin bana kalma ihtimali,araçtaki diğer herkesle aynıdır.

"Bir kişi ücretini göndermedi"
.

Kim ulan o beleşçi.Çıksın işte ortaya da strese sokmasın milleti.Taa ki minibüs kenara çekilip,şöför belden arkaya tam dönüş yapana kadar sürer bu tantana.O sırada ya birisi "İnerken verecektim ama neyse buyrun" diyerek çıkarır parayı,yada parayı vermemiş olan kişi kapıya doğru hamle yaparak,"Buraya kadarmış,iki durak daha dayanamadı açgözlü pezevenk"der içinden ve iner.Herkes de huzura erer.

Bir de durakta yarı dolu şekilde kalkmak için vaktinin gelmesini yada aracın tam olarak dolmasını beklerken,paldır küldür binip,en arka cam kenarına kurulan ve araç kalktıktan sonra,elden ele şıkır şıkır parasını uzatmaya çalışan kıllar vardır ki,hiç hazzetmem.Binerken paranı verip otursana.Amma kıymetli popon var,hemen kondurmaya çalışıyorsun bir yere.

Peki hanginiz,şöförün yaptığı saçma bir hareketten,yada yandaki aracı sıkıştırmasından kaynaklı,diğer aracın isyanına,bağırış çağırışına karşı mahçup hissetmediniz kendinizi?
İşte hiç de sorumlu olmadığınız halde,kendinizi suçlu hissettiğiniz bir zamandır o.O koltukta oturup,camdan bu isyana tanık olmak pis bir iştir.

Şöförle,haklı olduğu bir konuda tartışan yolcuya kimse omuz vermez.Yalnız başına bırakırlar adamı ortada.Sonra adam iner.Arkasından başlar homurtu."Adam doğru söylüyor,bu minibüsçüler hep böyle" vs. vs.Ama hepsi de şöförün duyamayacağı desibelden.

7 Ağustos 2009 Cuma

Rules Of Engagement..!

Sonunda bu da oldu.Ben de evlilik müessesesine adım adım yaklaşmaktayım.Önce anne,ardından baba ile tanışıldıktan ve gayriresmi onaylar alındıktan sonra,şimdi sıra geleneksel "isteme" merasimine geldi.Fazla birşey de kalmadı.Ay sonu itibariyle "Allahın emri,peygamberin kavli" tadında bir atraksiyona girilecek.Hoş o cümle kurulacak mı tam olarak bilmiyorum ama,bu konularda babam biraz geleneksel bir adam olduğu için,kuvvetle muhtemel.

Sevdiceğimin aksine,her şekilde eğlenceli olacağı kanaatindeyim.Tabi istenenle,isteyenin aynı ruh haline ve sakinliğe sahip olması beklenemez.Bu da garip geliyor bana aslında.Endişeli,heyecanlı olması gereken ben olmalıyım aslında.Onun yapabileceği en büyük sıçış,yanlış kahveyi,yanlış insana vermek kadar küçük bir şey olabilecekken,benim payıma "Ben kızımı satınalmacıya vermem" düşebilir.Vermezlerse de kaçırırım zaten o ayrı.

Bu sektörde çok yeni olduğum için,"Kız istemeye nasıl gidilir?Ne giyilir?Ne götürülür?" gibi sorularımın cevaplarını,sağolsun sevdiceğim henüz ben sormadan,verdi bana.Kot pantolon giyilmezmiş,gümüş tepsili çikolata almaya gerek yokmuş,ama kutulu madlen çikolatayla da gidilmezmiş.Ayrıca kravat takmamak büyük bir risk olur kanaatimce.Zira kız babası bizi kravatlı karşılarsa,laubali,gevşek damat pozisyonunun kurtarılır yanı kalmaz.

Ben en çok babamdan korkuyorum bu arada.Hem heyecanlı,hem de duygusal bir adam olduğu için,lafı diline dolayıp,garip garip şeyler söylemesi,kızı aldıktan sonra gözyaşlarına hakim olamaması gibi ihtimaller beni ürkütmüyor değil.Annemden yana rahatım allahtan.O daha soğukkanlı,daha relax bir tiptir bu gibi durumlarda.Ama "bu gibi durumlar" dan kastım,daha önce 3 kere kız istediğimiz şeklinde de algılanmasın.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Google Anal'ytics..!

Şirket İspanyol menşeli olunca,headquarters'da uygulama neyse,burada da aynısı uygulanmaya çalışılıyor.Hiçbirimizin bilgisayarında internet bağlantısı yok.Neymiş efendim,orada işler böyle yürüyebildiğine göre,burada da yürürmüş.
Ha yürüyor mu?Bal gibi de yürüyor.
Bizim gerizekalılar,internetin lokal bir favour olarak tüm bilgisayarlarda kullanıma açıldığı kısa dönemde,mesailerinin yarısını
facebook 'da geçirdikleri için,bu favour'ın çok da uzun sürmeyeceğini zaten başından beri biliyordum.Ne yalan söyleyeyim,hiç girmedim facebook'a o dönem,ama blogspot 'a girip bayağı bir zaman geçirmişliğim vardır.

Ardından olaya internet kafe tadında bir çözüm üretilerek her departmana,public bilgisayarlar kondu ve bu bilgisayarlara internet erişimi verildi.Ve çoğu firmada olduğu gibi,içerik izleme programları yüklendi.Böylece internetin amacına uygun kullanılması amaçlanmıştı.Bizim çakallar sistemdeki açığı çabuk keşfetti ve girilmesinde sakınca olmayan sitelerden link yoluyla facebook'a ulaşılabildiğini kanıtladı.Fakat yine IT 'nin müdahalesi gecikmedi ve filtreleme daha secure bir hale getirildi.

Gelelim benim sorunuma.

Bilgisayarın başına oturup,araştırma yada veri toplama işi yapacak kişi,kendi kullanıcı adıyla oturum açmak zorunda.
Durum böyle olunca,kim hangi saatte girdi,hangi sitelere baktı,ne gibi bilgileri download veya upload etti depolanabiliyor.Sisteme veya database'e herhangi bir dış müdahaleyi de engellemek adına da,bilgisayarın saat ayarına kadar her türlü customize edilebilen özelliklerini erişilemez yapmışlar.Buna,browser'ın ve google search bar'ın arama çubuğundaki kelimeler de dahil.

Ve geçenlerde google analytics 'e ulaşmak isterken,google search bar'a "A-N-A-L..." yazdığımda analytics'e tamamladığı halde,aşağı yön tuşuna basmadığım için "ANAL" kelimesini search etmiş bulundum.Tabi doğal olarak önüme binbir tane sonuç çıktı.Hemen kapattım tabi ekranı bir anlık telaşla.Ardından yine açtım,kapadım,yine açtım falan filan ama "ANAL" cayır cayır duruyor orada.Uğraş uğraş,silemiyorum,zırt pırt "You're not authorized for this application" uyarısı ve o bilindik windows hata sesi çıkıyor.

Gidip IT 'ye paşa paşa anlatsam mı,yoksa hiçbirşey olmamış gibi davransam mı bilemedim.İnsanlar bunu farkedip,bir de ofise yayarsa,"Puffy darlandıkça public'te anal'a takılıyor" diye işte o zaman hepten sıçtığımın resmidir.Yarından tezi yok gidip konuşayım bari.

4 Ağustos 2009 Salı

Efendi Ol,Canımı Ye..!

Homofobik değilim ama gaylerle ilgili ciddi sıkıntılarım var.
Nedir abi bu homoseksüellik?
Hormonal ve duygusal olarak,diğer cinse daha yakın olmak ve kendi cinsine ilgi duymak.Buraya kadar herşey ok.Yaradılış dersin,sonradan öğrenilmiş dersin,çevre dersin,onu dersin,bunu dersin.Benim zaten sebebiyle,geçmişiyle,anatomisi veya fizyolojisiyle işim yok.


Kendini kadın gibi hissediyorsan,kadın gibi giyinmekte,kadın gibi yürümekte,kadın gibi sevişmekte vs. vs. tamamen serbestsin.Ama doğuştan kukulu olan birinden daha fazla kırılmaya,daha açık saçık ve iddialı giyinmeye,ağzını yaya yaya,kadından ziyade hayat kadını gibi cilveli konuşmaya ne gerek var? Homoseksüel olduğunu kanıtlamak,milletin gözüne gözüne sokmak gibi bir endişen neden var arkadaşım?Senin iddian nedir?"Kadından daha kadınım" mı? Valla hiç kusura bakma ama bu işler böyle olmaz.

Benim üniversitede tanıdığım bir gay vardı.İnanılmaz yakışıklı bir çocuktu ve ona hasta olan kızların haddi hesabı yoktu.Gay olduğunu bildiğim halde bazen kıskanıyordum adamı yani,o derece.Hayatımda tanıdığım belki de en efendi,en aklı başında adamdı.Giyinmesini,oturmasını,kalkmasını,yemesini,içmesini benim diyen kadından,erkekten daha iyi bilirdi.

Bir diğeri de,boynuna çivili pitbull tasması takıp,ojeli ayak parmaklarını sergilemek için giydiği pırıltılı parmak arası terlikleri ve daracık kot pantolonuyla,kıçını bir sağa,bir sola kıvıra kıvıra etrafta gezinirdi.Durum böyle olunca da "Erkek Orospu" adını takmıştı kendisine sağ görüşlü tayfa.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

3G'Nin Gerçek Yüzü..!

3rd generation iletişim devri başladı.Vatana millete hayırlı olsun.
Bangır bangır reklamlarıyla servis sağlayıcılar,son model telefonlarını satmaya çalışan dünya mobil devleri,kanına girmeye başladı insanların.
Bu arada koskoca I-phone nun bile 3G olayında bir adım geride kalmış olması da büyük bir fiyasko.Ön yüzünde kamera olmayan hiçbir telefon görüntülü konuşmaya imkan vermiyormuş zira.


Peki nedir 3G 'nin mucizesi?Ne vaadediyor bana?
Benim işime yarayabilecek tek özelliği süper hızlı internet bağlantısı.İstediğim heryerden blogumu güncelleyip,okuduklarımı takip edebilirim.Geri kalan herşey fasa fiso,herşey lüks.


Haa,ne olacak? Psikopat adamlar verecek karısının kızının eline birer tane telefon,"Nerdesin lan?" hooop görüntülü aramadan teftiş.Kadın kısmı indirimde bulduğu ayakkabıyı göstermek için konferans görüşmeyle bağlanacak tüm arkadaşlara, 50TL'lik ayakkabı gelecek 150TL'ye.

Sonra yeni bir telefon sapıklığı modeli doğacak.Hiç tanımadığımız numaralardan görüntülü arama talepleri gelecek.Normalde tanımadığım numaraları bile açmayan ben,birgün merakıma dayanamayıp cevap vereceğim bu çağrıya.Karşıma,bıyıklı Allah'ın kırosu çıkacak,"
Pardon birader yanlış oldu" diye.


Sanal sex meraklıları artık bilgisayar başına mahkum olmayacak.Mobil sanal sex sayesinde,duş,mutfak,outdoor fantazileri de yerini alacak literatürde.


Asgari ücretin
666 TL gibi şeytani bir seviyede olduğu ülkem,ne kadar da muhtaç 3G 'ye.

Bütün bunların yerine,hayatı boyunca,duyarsız ve bencil kocaları yüzünden,orgazm'ın ne olduğunu bile öğrenemeyen kadınlarımızın,kendi seçecekleri 2 ek noktayı "G noktası" olarak atasalar ya.Bence onların daha çok ihtiyacı var 3G 'ye :)

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Sigara Yasağına Dair..!

Avrupa ve Amerika'da yıllar önce başlatılmış olan kamuya açık fakat fiziki olarak kapalı mekanlarda sigara içme yasağı 19 Temmuz itibariyle Türkiye'de de başladı.
İlk birkaç gün ufak tefek sorunlar yaşanmasına karşı,tiryakilerden kaynaklı çok büyük bir infial yaşanmadı.Bir tek dün okuduğum haberde,alkollü lokantada sigara içtiği için mekan sahibi tarafından uyarılan birkaç vatandaş,bıçaklama eylemiyle adamı öldürmüşler.Bunu münferit mi sayarız,yoksa infial mi onu bilemem.
Geçen gün de şunu gördüm.Bir kahvede camdan dışarı uzatılmış iki hortum ve birin
in ucuna takılmış sigara.Hortum okey masasına kadar uzanmış.Bir hortumdan dumanı çekiyor,diğerinden üflüyor sivri zekalı,yaratıcı Türk insanı.Buna da "bravo" mu desek,"yuh hayvan" mı desek onu da bilemem.

Yasak öncesi Ötv'deki yeni düzenlemeyle,sigara daha bir cep yakar hal aldı.Yani sigara artık gariban eğlencesi olmaktan çıkmış durumda.Perakende sektöründe ve sigara firmalarıyla dirsek temasında çalışan biri olarak size bir kötü haberim var ki,o da yıl sonuna kadar sigara Ötv'sinde yeni bir düzenlemeye daha gidileceği.Yani 5,50 olan kısa Marlboro'yu muhtemelen yıl sonuna doğru daha da pahalıya almaya başlayacağız.
Bana sigaranın maliyeti ayda min.165 TL.Hoş sigarayı bıraksam bu para yine cebime kalmayacak,kesin başka bir yerlere gidecek ama yine de sigarayı bırakmanın bana yılda 1.980 TL saving sağlayabilecek olması ciddi ciddi düşündürmeye başladı beni.Her sene yeni bir laptop alabilir,yada 3 yılda bir arabayı satıp,üstüne bu rakamı koyup yenisi alabilirim.

İşin ilginç yanıysa,dünyada en sağlam lobicilerin başında silah ve sigara üreticilerinin geliyor olması.Böyle bir yasağın global şekilde uygulamaya geçirilmesine nasıl göz yumdular onu da anlayamadım.Silah sektörü ne yapar,ne eder kendini çevirir.Yeraltına iner,kaçak üretim ve satış yapar,hiç olmadı durgun seyreden tansiyonu yükseltip,savaş çıkartır,cirosunu korur.Ama Jti,Bat,Philip Morris ve Imperial Tobacco bunu nasıl başaracak?
Özendirici reklamın yasak olması,kapalı yerlerde içilemeyecek olması üreticilere büyük bir sekte vururken,hükümetlerin çeşitli isimlerle sigaraya giydirdikleri ek vergilere de müdahale edemiyorlar artık.Zaten satışı düşecek olan bir malın fiyatını arttırmak,uzun vadede bu firmaları çok büyük bir darboğaza sokacaktır.Bu da global piyasada sıcak para akışını yavaşlatacak,yeni ve daha sert krizlere zemin hazırlayacaktır.


Şu açıdan da bakmak gerekirse,başlarda karşı çıktığım,hatta bireysel bazda isyan ettiğim bu yasağı,artık ben de destekliyorum.
Kendimi sigara içmeyen bir adamın yerine koydum.Girip çıktığım mekanlarda,rakı sofralarında,barlarda vs. maruz kaldığım sigara dumanından dolayı,45 yaşımda,doktorun elindeki kağıtla "Maalesef akciğer kanserisiniz" demesini hiçbir şekilde kabullenemem.Dışarı çıkıp elinde sigara gördüğüm herkesi öldüresim gelir.Bu yüzden kendimi öldürürken,suçsuz bir insanın hayatını karartmak istemediğime kanaat getirdim.