Ortaokulda çok sevdiğim bir öğretmenim vardı.Adını hatırlayamıyorum.Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeniydi.Belki de dünyanın en tatlı dilli,en iyi huylu,hoşgörülü ve mülayim insanıydı.
Evli olduğunu bile bilmezken,bir öğlen,"Biliyor musun Puffy,hafta sonu allahın izniyle baba olacağım" demişti bana.Belli ki hayatının en önemli,en mutlu anı olacaktı o doğum.Muhtemelen paylaşmak istemişti de söylemişti bana.O yaşta çok da birşey ifade etmiyordu tabi bana bu heyecan.
Oğlu doğduktan 3 gün sonra vefat etti ve ben o adamın gözlerimin önünde,bitişine,çöküşüne,hayattan kopuşuna tanık oldum olayın ardından geçen kısa süre içerisinde.Bu olay belki de benim kendimden başkası için gerçekten ama gerçekten çok üzüldüğüm ilk olaydı.
Esas konuysa şu;
Bir de Sabri hoca vardı,o da din öğretmeniydi.Hançereden okuduğu ve ezberletmeye çalıştığı surelerle hayatımızdaydı.Sanırım 12 yaşındaydım ben de.Birgün derste,uzun zamandır kafamı kurcalayan soruyu sordum kendisine.
"Kuran'a göre Adem ve Havva'dan türedik,makul bir rakam peşinde değilim ama varsayalım ki Adem'le Havva'nın 1000 çoçuğu oldu.Sonrasında insanoğlunun üremek için seçebileceği tek yol,çocukların birbirleriyle çiftleşerek üremeye devam etmesi,yani akraba evliliği.
Aslında insan çok daha üstün bir yaratık olabilecekken,akraba çiftleşmelerinden türediğimiz için,sonunda şu an olduğumuz forma mı girdik?
İnsan aslında,zihin okuyabilen,düşünceleriyle cisimleri hareket ettirebilen,uçabilen,hatta zamanda yolculuk yapabilecek kapasiteye sahipken,aynı genlerden türeyen nesiller boyu deforme olarak ekstra güçlerini kayıp mı etti?"
Sabri hoca şalter indirdi bu sorunun üstüne ve "Bu konuyla ilgili bir fikrin varsa,ki olduğunu görüyorum,bence bu şekilde inanmaya devam et,çünkü dünya üzerinde bunun aksini ispatlayabilecek herhangi biri yada bir açıklama yok".
Ben bu sorunsalı hala düşünürüm ara sıra.
Fikri olan varsa paylaşsın isterim hatta..!
9 Aralık 2015 Çarşamba
25 Kasım 2015 Çarşamba
Sevdiğim şeyler Vol.4..!
- Dolabımda her daim,evde giymelik,kıçı başı kaymış,V yaka,hatta eskimekten orası burası delinmiş Zara ve Bershka t-shirtler.
- Sabah 07:40'da evden çıkarken karşılaştığım apartman görevlisinin "Hürmetler abi,günaydın" demesi.
- Sipariş vermek için aradığım bakkalın beni sesimden tanıması.
- Sakatlıktan dönen ve eski günlerinden hiçbir şey kaybetmeyen Gökhan Gönül.
- Her "Hiçbir şey" yazacağımda,ayrı mı yoksa,birleşik mi yazılıyordu diye Google'da aramak.
- Blogger profil resmim.
- Vitor Pereira'nın rahat tavırları.
- Tuvalette Ahmet Hakan okumak.
- Dove Original deodorant.
- Kravatsız takım elbise.
- Sahan'ın lahmacunu,Özgür Şef'in kuru eti.
- Hafta içi 19:00'da sarhoş olmak.Erkenden uyumak,04:30'da uyanıp kahve eşliğinde kitap okumak.
- Her "Hafta içi" yazacağımda,ayrı mı yoksa,birleşik mi yazılıyordu diye Google'da aramak.
- Migros'ta,beni aldığım şeylerdeki indirim konusunda uyarıp,money card'ımı kullanmamı hatırlatan yeni yetme kasiyer kız.
- Ebebek mağazalarında hüküm süren,yoğun bebe pudrası kokusu.
- ZHU - Faded
23 Kasım 2015 Pazartesi
Ben bu postu sen okuma diye yazdım..!
Büyük ihtimalle bu postu okumayacaksın,hatta mümkünse okuma da zaten.Çünkü ben bunları kendim için yazıyorum.Vicdanımı rahatlatmak için değil,içimi dökmek,sonrasında dönüp dönüp okumak için yazıyorum.
"İnsan aşkın değerini kaybedince anlar" derler.Ben sadece aşkı kaybetmedim,Kendime olan güvenimi,hayata olan inancımı,uykulara dalma,gün doğumuyla uyanma isteğimi de kaybettim.Huzuru,mutluluğu,bağlılığı ve yastıktaki saçlarını da kaybettim.
Algılarım mı fazla açık,yoksa tesadüf müdür bilinmez,nereye baksam,nereye gitsem,ne okusam hepsinde bana seni hatırlatan şeyler var.
Bu sabah işe doğru yürürken çocuklarını servise bindirmek için bekleyen kadın sana benziyordu.Balıkesir'de yok o oldu,yok bu oldu diye yazıyor Cnn ve Habertürk'ün applicationlarında.Pazar sabahları magazin programları denk geliyor tv'yi açtığımda.Danone Hayat'ın pembe kapaklı suyunda stock-out a düşüyoruz şirkette,o sırada Adidas ayakkabısıyla biri geçiyor önümden.Bakkaldaki alkol dolabının içinde duruyor artık Kinder süt dilimleri.
Çok acayip zamanlardan geçiyorum orası kesin.
Hani böyle bir an gelir,birşey yaparsın,birşey başarırsın,birşey hoşuna gider de keyiflenirsin,ardından,anında gelir vurur tekrar üzüntüler,sevinmeyi haketmediğini anlarsın.Modun hiç yükselmeden düşer tekrar.Öyleyim işte.
Ben seni sevdiğim zaman bu şehirde,yağmurlar yağardı.Şimdi sadece rüzgar esiyor.Hiçbir giydiğim yakışmıyor,hiçbir yediğim doyurmuyor,yiyemiyorum da zaten.Hiçbir içtiğim sarhoş da etmiyor.Ne yüzüm gülüyor,ne de ruhum bedenime sığıyor.En kötüsünün üstesinden gelmeye çalışıyorum ama pek de başarılı olduğum söylenemez.
Olmadı be gülüm,inan olmadı böyle..!
"İnsan aşkın değerini kaybedince anlar" derler.Ben sadece aşkı kaybetmedim,Kendime olan güvenimi,hayata olan inancımı,uykulara dalma,gün doğumuyla uyanma isteğimi de kaybettim.Huzuru,mutluluğu,bağlılığı ve yastıktaki saçlarını da kaybettim.
Algılarım mı fazla açık,yoksa tesadüf müdür bilinmez,nereye baksam,nereye gitsem,ne okusam hepsinde bana seni hatırlatan şeyler var.
Bu sabah işe doğru yürürken çocuklarını servise bindirmek için bekleyen kadın sana benziyordu.Balıkesir'de yok o oldu,yok bu oldu diye yazıyor Cnn ve Habertürk'ün applicationlarında.Pazar sabahları magazin programları denk geliyor tv'yi açtığımda.Danone Hayat'ın pembe kapaklı suyunda stock-out a düşüyoruz şirkette,o sırada Adidas ayakkabısıyla biri geçiyor önümden.Bakkaldaki alkol dolabının içinde duruyor artık Kinder süt dilimleri.
Çok acayip zamanlardan geçiyorum orası kesin.
Hani böyle bir an gelir,birşey yaparsın,birşey başarırsın,birşey hoşuna gider de keyiflenirsin,ardından,anında gelir vurur tekrar üzüntüler,sevinmeyi haketmediğini anlarsın.Modun hiç yükselmeden düşer tekrar.Öyleyim işte.
Ben seni sevdiğim zaman bu şehirde,yağmurlar yağardı.Şimdi sadece rüzgar esiyor.Hiçbir giydiğim yakışmıyor,hiçbir yediğim doyurmuyor,yiyemiyorum da zaten.Hiçbir içtiğim sarhoş da etmiyor.Ne yüzüm gülüyor,ne de ruhum bedenime sığıyor.En kötüsünün üstesinden gelmeye çalışıyorum ama pek de başarılı olduğum söylenemez.
Olmadı be gülüm,inan olmadı böyle..!
22 Kasım 2015 Pazar
Başlıksız
iPhone'a,ipad'e,ipod'a,kısacası Apple'a,
Selfie çubuğuna,bluetooth kulaklığa,harici harddisk'e,mobile charger'lara,
Lacoste'a,Cacharel'e,Massimo Dutti'ye,
Papermoon'a,Vogue'a,Cahide'ye hiç merakım olmadı.
Geleneksel kafadan hiç kurtulamadım bugüne kadar.
Aklımın erdiği ve geceden geceye şarj ettiğim telefon,başkasının çektiği resim,içinde kendimi rahat hissettiğim marka ve kıyafet,sık gidip tanındığım,hürmet gördüğüm salaş mekanın müdavimi oldum hep.
Agorafobi geliştirdim kendime göre zaman zaman,sokağa çıkmaya korkup herşeyi erteledim,Evleneksen Gel izleyip,halime şükrettim.
Alkolü eksik etmedim ama hiç,ayık olmaktan imtina ettim,bana bugüne kadar hiçbir şey katmadı mantıklı olanı yapmak.Baya bir zaman da,mantıklı olanı yapmak için engeller vardı önümde.Ben de içimden geldiği gibi davrandım.
En boktanı,doğrunun ne olduğunu bile tam kestiremezken,onu uygulamaya çalışmak,herkesi aynı anda tatmin etmeye çalışmak ve tüm bunların sonunda kendini nasıl hissedeceğini bile kestirememek.
Uzun süre ara verince yazmaya,başı sonu birbinden alakasız,ilk satırıyla son satırı arasında bariz promil farkı bulunan şeyler çıkıyor ortaya.
Ama çok sağlam şeyler var biriktirdiğim.Yakında tekrar okumaktan zevk alacaksın dear follower..!
Selfie çubuğuna,bluetooth kulaklığa,harici harddisk'e,mobile charger'lara,
Lacoste'a,Cacharel'e,Massimo Dutti'ye,
Papermoon'a,Vogue'a,Cahide'ye hiç merakım olmadı.
Geleneksel kafadan hiç kurtulamadım bugüne kadar.
Aklımın erdiği ve geceden geceye şarj ettiğim telefon,başkasının çektiği resim,içinde kendimi rahat hissettiğim marka ve kıyafet,sık gidip tanındığım,hürmet gördüğüm salaş mekanın müdavimi oldum hep.
Agorafobi geliştirdim kendime göre zaman zaman,sokağa çıkmaya korkup herşeyi erteledim,Evleneksen Gel izleyip,halime şükrettim.
Alkolü eksik etmedim ama hiç,ayık olmaktan imtina ettim,bana bugüne kadar hiçbir şey katmadı mantıklı olanı yapmak.Baya bir zaman da,mantıklı olanı yapmak için engeller vardı önümde.Ben de içimden geldiği gibi davrandım.
En boktanı,doğrunun ne olduğunu bile tam kestiremezken,onu uygulamaya çalışmak,herkesi aynı anda tatmin etmeye çalışmak ve tüm bunların sonunda kendini nasıl hissedeceğini bile kestirememek.
Uzun süre ara verince yazmaya,başı sonu birbinden alakasız,ilk satırıyla son satırı arasında bariz promil farkı bulunan şeyler çıkıyor ortaya.
Ama çok sağlam şeyler var biriktirdiğim.Yakında tekrar okumaktan zevk alacaksın dear follower..!
17 Kasım 2015 Salı
A dream within a dream - I'm impressed..!
Belki aylar,belki de yıllar evveldi.Hiç tanımadığım,hiç gitmediğim bir yerdi.Gün henüz ağarırken,kahvaltı yapmak için oturacaktık mekana.Muhtemelen hayal gücümün zayıflığından,oldukça sıradan bir mekan,mavi ahşap masa ve sandalyeler,pötikare masa örtüleri ve zeytinyağı kokusu.Kuzey Ege'de bir yerlerdeydik herhalde.Ve ben yine bencildim her zamanki gibi.Hayal meyal hatırlıyorum,"Bu mudur yani öve öve bitiremediğin mekan,burda mı kahvaltı yapıcaz?" dediğimi.
Dün gece olduğuna emin olduğum bir saat.Yine rüyadayım.Mekan aynı,gün yeni ağarıyor.Yanımda tanımadığım ama nedense samimi olduğum insanlar.Kahvaltı yapmak için ordayız.
Rüyada kendimi seninle gördüğüm yerlere,sensiz gider oldum.Bir de üstüne,rüyadan kalma hatıralarla,kendimi kötü hisseder oldum.Ben buraya yine rüyamda seninle gelmiştim,şimdi sensiz gelip canım sıkılıyordu.Rüyanın rüyası da oluyormuş,onu da yeni öğrendim 36 yaşımda.
Dün gece olduğuna emin olduğum bir saat.Yine rüyadayım.Mekan aynı,gün yeni ağarıyor.Yanımda tanımadığım ama nedense samimi olduğum insanlar.Kahvaltı yapmak için ordayız.
Rüyada kendimi seninle gördüğüm yerlere,sensiz gider oldum.Bir de üstüne,rüyadan kalma hatıralarla,kendimi kötü hisseder oldum.Ben buraya yine rüyamda seninle gelmiştim,şimdi sensiz gelip canım sıkılıyordu.Rüyanın rüyası da oluyormuş,onu da yeni öğrendim 36 yaşımda.
12 Kasım 2015 Perşembe
Puffy Reborn?
Hala takip eden var mı bu sefil blogu bilmiyorum ama,yeni bir blog açmakla,burdan devam etmek konusunda çok kararsızım.Farklı bir görünüm,aynı kafa,devam etmek niyetindeydim ama,görünüm konusunda becereksiz davrandım,kafa konusunda ise all i wanna do is get high by the beach noktasındayım.Hala burda olan varsa ses versin,tasarım konusunda bana yardım etsin,ben de dökeyim kendimi kelimelere..!
4 Mart 2014 Salı
5 Şubat 2014 Çarşamba
4 Aralık 2013 Çarşamba
Sevdiğim Şeyler Vol 3..!
- Pastanelerdeki mini pizzalar (özellikle siyah zeytinli olanlar)
- Banyodaki iki adet diş fırçası
- Ben de Özledim ve Onur Ünlü
- Arkadaşlar Arasında ve Gökhan Horzum
- Kadınım (hem Tanju Okan'ın hem de benim kadınım)
- AsmalıMescit'teki piyangocu Sabahattin
- İbrahimoviç'li Paris Saint Germain
- Aramızda Kalsın (Uğur Yucel & Binnaz Kaya)
- Bershka,Pull & Bear
- Düşler balık (kadıköy),Çınaraltı Mangalbaşı (bostancı),midye dolma,Efe Rakı,Tuborg Gold
- Criminal Case (facebook)
- Didi şeftali aromalı soğuk çay
- GTA V,Grid 2,Call of Duty:Ghosts
- 21,79,47,54,84,34,07
20 Kasım 2013 Çarşamba
Türk Siyaset Tarihi'nin Önlenemez Değişim Hızına Dair..!
Küçükken ve henüz siyaset,politika gibi konularla hiç alakam yokken,babamın her akşam televizyona çıkan,kısa boylu,tonton,bıyıklı ve gözlüklü adama neden kızdığını bir türlü anlayamazdım."Herhalde bir kötülük yaptı babama,o da bu sebeple her akşam bu adama kızıyor" diye düşünürdüm.Halbuki,elindeki kalemi bir öne,bir arkaya doğru sallayarak,tatlı tatlı konuşan bir adamdı ve benim gözümde,öğlen saati TRT'nin soluk ekranında,çocuklara masal anlatan Adile Teyze'nin erkek versiyonuydu.Tek farkı,bu adamın söylediklerinin,benim kafamda hiçbir karşılığı olmamasıydı.
5 yaşındayken,o dönemin başbakan ve bakanlarını,buna ek olarak tüm kuvvet komutanlarını,nasıl becerdiysem ezberlemişim.Annemin,büyüdüğüm zaman hatıra olsun diye beni konuşturup kaydettiği kasetlerde,şakır şakır sayıyorum hepsini.Belki de hayatım boyunca,isim isim bildiğim tek hükümet de oydu.Şansıma o da,35 yıllık hayatımda denk geldiğim tek sivil olmayan hükümetti.
Ben yavaş yavaş büyürken,babamın kızdığı adamların tipleri de yavaş yavaş değişmeye başlamıştı.Önce o tonton,bıyıklı adamın yerine,kel kafalı,gerdanı bol bir adam geldi.Üstüne,uzun boylu,sıska,E.T.'ye benzettiğim,ince sesli bir adam.
İşte benim de artık kafamın bu işlere yavaş yavaş basması,siyaset ve politikayla ufak ufak da olsa ilgilenmeye ve takip etmeye başlamam bu zamanlara denk gelir.Zira hemen ardından,meydanlarda ve dolayısıyla ekranlarda boy göstermeye başlayan karakter,bir kadındı.Türkiye Cumhuriyeti'nin,ilk kadın başbakanına da denk gelmiştim.Değişmeyen şey ise,babamın hala ayırt etmeden hepsine kızmasıydı.
O dönemlere ilişkin hatırladığım en temel şey,her türlü görüşü az da olsa temsil edebilecek kadar fazla siyasi parti ve siyasi lider mevcuttu.Sağ görüşü de,sol görüşü de,ortayolcuyu da,bir uçtan,diğer uca kadar temsil edebilen,birden çok parti vardı.Sadece,şu sıralar kendini "muhafazakar demokrat" olarak tanımlayan partinin temsil ettiği tandans,alanında hatırı sayılır tek partiydi.
Ne olduysa,o günden sonra oldu.Siyasi üslup değişmeye başladı.Sükunetin yerini tartışma ve kavga ortamı aldı.Yeni tarz,kendini anlatmaktan,işini yapmaktan çok,diğerini kötülemek üzerine kurulmaya başlamıştı.Ekranda konuşanlar da çirkinleşmeye başlamıştı.80 sonrası,kısmen de olsa sağlanmış olan toplumsal barış ve sükunet ortamı,yerini kutuplaşmaya,birbirinin varlığına bile katlanamayan lider ve seçmenlere bırakmaya başladı.
90'larin sonlarında,siyasi çeşitlilik yerini kompaktlaşmaya bırakmış,aynı tarafta faaliyet gösteren partiler birleşmeye,başarısız ve kötü yönetilen bazı partiler de,siyaset sahnesinden silinmeye başlamıştı.Durum böyle olunca,doğal olarak bir siyasi boşluk ve geniş bir hareket alanı oluştu.Bu durumu lehine kullanmayı başaran ve uzun vadeli planlar yapan partiler,günümüze kadar varlığını sürdürecekti.
Şahsen benim,vefat edenler haricinde,Türk siyaset tarihinin son 20 yılını şekillendiren kişilerin birçoğunun şu anda nerede olduğu yada ne yaptığı hakkında en ufak bir fikrim bile yok.
Bugün gelinen nokta itibariyle,toplam seçmenlerin yaklaşık 60% 'ının,sadece oy atmak için sandık başına gittiği,kendi görüşleri ve siyasi tercihleri doğrultusunda bir parti mevcut olmadığı için,ona en yakın olanı desteklediği görüşündeyim.Ama şu da bir gerçek ki,aşağıdaki tablonun,herşeyin sadece sandıktan çıkan reel oy sayılarıyla,seçmenlerin ortak akıl yaklaşımıyla yada eldeki sihirli bir değneğin dokunuşuyla açıklanması imkansız gibi gözüküyor.
5 yaşındayken,o dönemin başbakan ve bakanlarını,buna ek olarak tüm kuvvet komutanlarını,nasıl becerdiysem ezberlemişim.Annemin,büyüdüğüm zaman hatıra olsun diye beni konuşturup kaydettiği kasetlerde,şakır şakır sayıyorum hepsini.Belki de hayatım boyunca,isim isim bildiğim tek hükümet de oydu.Şansıma o da,35 yıllık hayatımda denk geldiğim tek sivil olmayan hükümetti.
Ben yavaş yavaş büyürken,babamın kızdığı adamların tipleri de yavaş yavaş değişmeye başlamıştı.Önce o tonton,bıyıklı adamın yerine,kel kafalı,gerdanı bol bir adam geldi.Üstüne,uzun boylu,sıska,E.T.'ye benzettiğim,ince sesli bir adam.
İşte benim de artık kafamın bu işlere yavaş yavaş basması,siyaset ve politikayla ufak ufak da olsa ilgilenmeye ve takip etmeye başlamam bu zamanlara denk gelir.Zira hemen ardından,meydanlarda ve dolayısıyla ekranlarda boy göstermeye başlayan karakter,bir kadındı.Türkiye Cumhuriyeti'nin,ilk kadın başbakanına da denk gelmiştim.Değişmeyen şey ise,babamın hala ayırt etmeden hepsine kızmasıydı.
O dönemlere ilişkin hatırladığım en temel şey,her türlü görüşü az da olsa temsil edebilecek kadar fazla siyasi parti ve siyasi lider mevcuttu.Sağ görüşü de,sol görüşü de,ortayolcuyu da,bir uçtan,diğer uca kadar temsil edebilen,birden çok parti vardı.Sadece,şu sıralar kendini "muhafazakar demokrat" olarak tanımlayan partinin temsil ettiği tandans,alanında hatırı sayılır tek partiydi.
Ne olduysa,o günden sonra oldu.Siyasi üslup değişmeye başladı.Sükunetin yerini tartışma ve kavga ortamı aldı.Yeni tarz,kendini anlatmaktan,işini yapmaktan çok,diğerini kötülemek üzerine kurulmaya başlamıştı.Ekranda konuşanlar da çirkinleşmeye başlamıştı.80 sonrası,kısmen de olsa sağlanmış olan toplumsal barış ve sükunet ortamı,yerini kutuplaşmaya,birbirinin varlığına bile katlanamayan lider ve seçmenlere bırakmaya başladı.
90'larin sonlarında,siyasi çeşitlilik yerini kompaktlaşmaya bırakmış,aynı tarafta faaliyet gösteren partiler birleşmeye,başarısız ve kötü yönetilen bazı partiler de,siyaset sahnesinden silinmeye başlamıştı.Durum böyle olunca,doğal olarak bir siyasi boşluk ve geniş bir hareket alanı oluştu.Bu durumu lehine kullanmayı başaran ve uzun vadeli planlar yapan partiler,günümüze kadar varlığını sürdürecekti.
Şahsen benim,vefat edenler haricinde,Türk siyaset tarihinin son 20 yılını şekillendiren kişilerin birçoğunun şu anda nerede olduğu yada ne yaptığı hakkında en ufak bir fikrim bile yok.
Bugün gelinen nokta itibariyle,toplam seçmenlerin yaklaşık 60% 'ının,sadece oy atmak için sandık başına gittiği,kendi görüşleri ve siyasi tercihleri doğrultusunda bir parti mevcut olmadığı için,ona en yakın olanı desteklediği görüşündeyim.Ama şu da bir gerçek ki,aşağıdaki tablonun,herşeyin sadece sandıktan çıkan reel oy sayılarıyla,seçmenlerin ortak akıl yaklaşımıyla yada eldeki sihirli bir değneğin dokunuşuyla açıklanması imkansız gibi gözüküyor.
![]() |
| 1995-2011 Oy Dağılımları |
17 Kasım 2013 Pazar
13 Kasım 2013 Çarşamba
Ana Başlıklar Halinde Güncel Durum..!
Ülker Grubu'nun yatırım şirketi,Yıldız Holding'in,Şok'un ardından,DiaSa'yı da satın alması sonucu işten ayrıldım.Yaklaşık 2,5 aydır işsizim.Dışarıda bambaşka bir hayat varmış onu gördüm.Şu an için,hala işsiz olmaktan memnunum,fakat ufak ufak daralmalar,sıkıntılar gelmeye başladı.Artık çalışmaya başlamak istiyorum gibi hissediyorum.İşsiz olmama rağmen hala sabah 07:00-08:00 bandında uyanıyor olmak da ayrıca güzel.
Alkol ve sigara tüketimim oldukça arttı.İnsanın bu kadar çok boş vakti olunca,ayık kafayla günü tamamlayamayacağını farkediyor.Dolayısıyla,sabah biraları,öğlen rakıları,akşam sofraları da tavan yaptı.
Eylül başında Bodrum'a gittim tatil için.Ortakent Yahşi'de hep gittiğim sakin,sessiz,muhteşem denizi ve manzarası olan Marin Motel'de ikamet ettim 1 haftalığına.Uçak korkusu,gidiş geliş toplam 20 saatimi şehirlerarası yollarda geçirmeme sebep oldu.Artık ya korkumu yenmem,yada uçmayı öğrenmem lazım.
Bodrum Rehberi:
Marina Yacht Club *****
Köşem Restaurant (Ortakent) *****
Marin Motel (Yahşi) ****
Sünger Pizza ***
Berk Balık ***
Kule Rock City **
Bodrum Minibüsleri *
Eski eşimin üzerine olan SuperOnline internet aboneliğini,yaklaşık 3,5 sene sonra nihayet üzerime aldım.Tembelliğin bu kadarı.Nüfus cüzdanımda hala "Evli" yazıyor olmasından bahsetmiyorum bile.Yeni aboneysen,aynı gün gelip,tüm donanımı kurup giden SuperOnline,abonelik iptali için binbir dereden su getirdi.Üstelik eskisini iptal edip,yeni bir abonelik yaptırıyor olmama rağmen.
Buradan SuperOnline yöneticilerine,şuursuz,bilgisiz,yetersiz ve gerizekalı call center çalışanlarına lanet,bayi olarak faaliyet gösteren 3Play çalışanlarına,ilgi,alaka ve benimle birlik olup call center'daki mallara karşı tavır koymalarına da teşekkür ediyorum.
Alkol ve sigara tüketimim oldukça arttı.İnsanın bu kadar çok boş vakti olunca,ayık kafayla günü tamamlayamayacağını farkediyor.Dolayısıyla,sabah biraları,öğlen rakıları,akşam sofraları da tavan yaptı.
Eylül başında Bodrum'a gittim tatil için.Ortakent Yahşi'de hep gittiğim sakin,sessiz,muhteşem denizi ve manzarası olan Marin Motel'de ikamet ettim 1 haftalığına.Uçak korkusu,gidiş geliş toplam 20 saatimi şehirlerarası yollarda geçirmeme sebep oldu.Artık ya korkumu yenmem,yada uçmayı öğrenmem lazım.
Bodrum Rehberi:
Marina Yacht Club *****
Köşem Restaurant (Ortakent) *****
Marin Motel (Yahşi) ****
Sünger Pizza ***
Berk Balık ***
Kule Rock City **
Bodrum Minibüsleri *
Eski eşimin üzerine olan SuperOnline internet aboneliğini,yaklaşık 3,5 sene sonra nihayet üzerime aldım.Tembelliğin bu kadarı.Nüfus cüzdanımda hala "Evli" yazıyor olmasından bahsetmiyorum bile.Yeni aboneysen,aynı gün gelip,tüm donanımı kurup giden SuperOnline,abonelik iptali için binbir dereden su getirdi.Üstelik eskisini iptal edip,yeni bir abonelik yaptırıyor olmama rağmen.
Buradan SuperOnline yöneticilerine,şuursuz,bilgisiz,yetersiz ve gerizekalı call center çalışanlarına lanet,bayi olarak faaliyet gösteren 3Play çalışanlarına,ilgi,alaka ve benimle birlik olup call center'daki mallara karşı tavır koymalarına da teşekkür ediyorum.
2 Kasım 2013 Cumartesi
Yaz Ya Kulum..!
Oldukça uzun zamandır yüzüne bile bakmadığım blogum,geride kalan 4 aylık süre içerisinde yine de azımsanamayacak kadar fazla hit ve ziyaret almış.Eski postlarımdan bir tanesi toplamda 4bin küsür hit almış gibi gözüküyor "istatistik" sayfasında.
Acaba blogspot ateşi canlı tutmak için bizi mi sikiyor,yoksa yazmadan da okunan bir blog sahibi miyim diye ikilemde kalmış durumdayım.
Fikri yada bilgisi olan varsa,başım üstüne.
Ha yok diyorsan ki,siktir et böyle şeyleri,gönder gelsin,o da başım üstüne.
Hala aktif takipçim olarak gözüken o 38 kişi de bir ses versin de,ben de bir fikir sahibi olayım güncel durum hakkında.
Allah "Yaz ya kulum" dedi.
Acaba blogspot ateşi canlı tutmak için bizi mi sikiyor,yoksa yazmadan da okunan bir blog sahibi miyim diye ikilemde kalmış durumdayım.
Fikri yada bilgisi olan varsa,başım üstüne.
Ha yok diyorsan ki,siktir et böyle şeyleri,gönder gelsin,o da başım üstüne.
Hala aktif takipçim olarak gözüken o 38 kişi de bir ses versin de,ben de bir fikir sahibi olayım güncel durum hakkında.
Allah "Yaz ya kulum" dedi.
17 Temmuz 2013 Çarşamba
11 Temmuz 2013 Perşembe
Filden Büyük Fil Avcısı Var..!
30 yıldır bu ülkede,terörün,silah ticaretinin,gaspın,darpın,kaçakçılığın ve uyuşturucunun rantını yiyenlerdir tüm bunların sorumlusu.
"Aman benim avantam kesilmesin" diye,olmadık işlere göz yumanların,tv'de lanetlediği adamların sırtını sıvazlayıp,el altından destek verenlerin suçudur bu.
Kendi kesesini doldurmak için,çoluk,çocuk,genç,yaşlı,öğretmen,doktor,asker,polis,kadın,erkek demeden ateşe atanlarındır bu günah.
Ordusunun yetkisini alıp,sınırdışı,sanal operasyonlara yollayarak dikkat dağıtanların,gündem değiştirenlerin ve vatan evladının kanını,amerikan dolarına satanların boynundadır bu vebal.
Dış mihrak;
Kapısında köpek olduğun,yetki ve destek aldığındır.Yediğin kaba pislersen,o da senin üstüne pisler.
Türk Düşmanı;
Sen milliyetine,vatanına,kimliğine nickname ararken,çıkar karşına.90 yıldır sana hindi diyen "Turk" der.Afallarsın.Vatandaşına sıktığın orantısız biber gazı için seni mahkum eder.Sen anca gevelersin.
Benim düzenimi bozmasın,olsun ben ortalığın amına koyuyor olsam da,bana bulaşmasın,darbe yapmasın diye içeri tıktığın adamların adı yazar destanlarda,çoluk çocuğun üstüne saldığın profesyonellerin değil.
Ha bu arada destan,gazla,copla,tomayla,kurşunla yazılmaz,kanla yazılır,ki bunu bu ecdad senin büyük büyük babandan bile daha iyi bilir.
Ama gün gelir,insanoğlu doyumsuz olur.Haddinden fazla yetki verilen herkes yozlaşır.Kimbilir,belki de 24 maaş prim verdiklerin,"Neden daha fazlasını almıyoruz" der.Yeşilden korkarken,mavi gelir kapına.
Özgürlük bir lüks değil,haktır.
Senin gibiler,abilerinin elinde oyuncaktır.
Ve o abiler maymun iştahlıdır.
Bugün Time'a kapak yaparlar,yarın amına koyarlar.
Filden büyük fil avcısı var..!
"Aman benim avantam kesilmesin" diye,olmadık işlere göz yumanların,tv'de lanetlediği adamların sırtını sıvazlayıp,el altından destek verenlerin suçudur bu.
Kendi kesesini doldurmak için,çoluk,çocuk,genç,yaşlı,öğretmen,doktor,asker,polis,kadın,erkek demeden ateşe atanlarındır bu günah.
Ordusunun yetkisini alıp,sınırdışı,sanal operasyonlara yollayarak dikkat dağıtanların,gündem değiştirenlerin ve vatan evladının kanını,amerikan dolarına satanların boynundadır bu vebal.
Dış mihrak;
Kapısında köpek olduğun,yetki ve destek aldığındır.Yediğin kaba pislersen,o da senin üstüne pisler.
Türk Düşmanı;
Sen milliyetine,vatanına,kimliğine nickname ararken,çıkar karşına.90 yıldır sana hindi diyen "Turk" der.Afallarsın.Vatandaşına sıktığın orantısız biber gazı için seni mahkum eder.Sen anca gevelersin.
Benim düzenimi bozmasın,olsun ben ortalığın amına koyuyor olsam da,bana bulaşmasın,darbe yapmasın diye içeri tıktığın adamların adı yazar destanlarda,çoluk çocuğun üstüne saldığın profesyonellerin değil.
Ha bu arada destan,gazla,copla,tomayla,kurşunla yazılmaz,kanla yazılır,ki bunu bu ecdad senin büyük büyük babandan bile daha iyi bilir.
Ama gün gelir,insanoğlu doyumsuz olur.Haddinden fazla yetki verilen herkes yozlaşır.Kimbilir,belki de 24 maaş prim verdiklerin,"Neden daha fazlasını almıyoruz" der.Yeşilden korkarken,mavi gelir kapına.
Özgürlük bir lüks değil,haktır.
Senin gibiler,abilerinin elinde oyuncaktır.
Ve o abiler maymun iştahlıdır.
Bugün Time'a kapak yaparlar,yarın amına koyarlar.
Filden büyük fil avcısı var..!
7 Temmuz 2013 Pazar
1 Mayıs 2013 Çarşamba
22 Ocak 2013 Salı
21 Kasım 2012 Çarşamba
Çok yemek yiyince anoreksik,Çok uyuyunca yatalak olmuyorsak,Çok kadınla yatınca da gay olmayız evelallah..!
-Olm kesin gaydir o..! Yatmadığı kadın kalmadı..!
Çok kadınla yatınca gay mi olunuyor default olarak.Yanında para,şan şöhret vs gibi tamamlayıcı unsurlar da gerekli tabi.
Benim bu kadar fazla kadına aynı şeyleri söylediğime,birçoğunu aynı taktiklerle yatağa attığımı iddia edenlerin,gay olduğuma dair bir iddiaları yoksa,şan,şöhret ve servet sahibi olmadığım içindir muhtemelen.
Peki gay miyim?
Tabi ki hayır.
Hatta inanılanın ve tahmin edilenin aksine,o kadar fazla kadınla da yatmadım.Sadece dedikoduları tekzip etmedim.
Peki kadın sex istediğinde ne oluyor?
Muhtemelen önceki postlarımda bahsettiğim bir tezim tekrar gün ışığına çıkıyor.
Örnek olay;
Orta halli bir kadın,regular bir kalça ve standart göğüsler.
Gece.
Alkol.
Kadın sevişmek istiyor.Mekan sap kaynıyor.Seçeceği 10 adamın 8'i ile yatar.
Orta halli bir adam,orta karar bir takım elbise.
Gece.
Alkol.
Mekandaki kaç kadınla yatma ihtimali var?
Ben optimistic bir tahminle max.2 diyorum.Fazla olur diyene "Aman dur sevişme" demem.
Sevişebilen varsa buyursun sevişsin.
Gelelim esas konuya,
Erkek duygusuz,opportunist,skor peşinde.
Kadın,duygusal,romantik,realist,seçici.
Genel geçer inanış.
Öyle değil ama işin aslı.
Seçici ok ama duygusal,romantik hepsi hikaye.
Kadın sevişmek isterse sevişir arkadaş,kimse engel olamaz.Aralara denk gelirsen seninle sevişir.
Bazı adamlar vardır,first sex'in sabahına atlar "Seni seviyorum" falan der.O,adamın mallığından kaynaklanmaz.Kadın ruhlu olduğundan kaynaklanır.Yani yine inanılanın aksine,daha insani,daha paylaşımcı,daha romantik olduğundandır bu mallık.
Dünyayı erkekler yönetir ama erkekleri de kadınlar.
Yazarın Notu:Bugüne kadar first sex'in sabahında "Seni Seviyorum" cümlesini kurmuşluğum yoktur.Hatta bu cümleyi çok nadir kurmuşluğum vardır.Bunun bu şekilde kalmasını sağlayan ve bundan sonra da sağlayacak tüm kadınlarıma teşekkürü bir borç bilirim.
AND YES...I'M BACK..!
Çok kadınla yatınca gay mi olunuyor default olarak.Yanında para,şan şöhret vs gibi tamamlayıcı unsurlar da gerekli tabi.
Benim bu kadar fazla kadına aynı şeyleri söylediğime,birçoğunu aynı taktiklerle yatağa attığımı iddia edenlerin,gay olduğuma dair bir iddiaları yoksa,şan,şöhret ve servet sahibi olmadığım içindir muhtemelen.
Peki gay miyim?
Tabi ki hayır.
Hatta inanılanın ve tahmin edilenin aksine,o kadar fazla kadınla da yatmadım.Sadece dedikoduları tekzip etmedim.
Peki kadın sex istediğinde ne oluyor?
Muhtemelen önceki postlarımda bahsettiğim bir tezim tekrar gün ışığına çıkıyor.
Örnek olay;
Orta halli bir kadın,regular bir kalça ve standart göğüsler.
Gece.
Alkol.
Kadın sevişmek istiyor.Mekan sap kaynıyor.Seçeceği 10 adamın 8'i ile yatar.
Orta halli bir adam,orta karar bir takım elbise.
Gece.
Alkol.
Mekandaki kaç kadınla yatma ihtimali var?
Ben optimistic bir tahminle max.2 diyorum.Fazla olur diyene "Aman dur sevişme" demem.
Sevişebilen varsa buyursun sevişsin.
Gelelim esas konuya,
Erkek duygusuz,opportunist,skor peşinde.
Kadın,duygusal,romantik,realist,seçici.
Genel geçer inanış.
Öyle değil ama işin aslı.
Seçici ok ama duygusal,romantik hepsi hikaye.
Kadın sevişmek isterse sevişir arkadaş,kimse engel olamaz.Aralara denk gelirsen seninle sevişir.
Bazı adamlar vardır,first sex'in sabahına atlar "Seni seviyorum" falan der.O,adamın mallığından kaynaklanmaz.Kadın ruhlu olduğundan kaynaklanır.Yani yine inanılanın aksine,daha insani,daha paylaşımcı,daha romantik olduğundandır bu mallık.
Dünyayı erkekler yönetir ama erkekleri de kadınlar.
Yazarın Notu:Bugüne kadar first sex'in sabahında "Seni Seviyorum" cümlesini kurmuşluğum yoktur.Hatta bu cümleyi çok nadir kurmuşluğum vardır.Bunun bu şekilde kalmasını sağlayan ve bundan sonra da sağlayacak tüm kadınlarıma teşekkürü bir borç bilirim.
AND YES...I'M BACK..!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
